Detaylı bilgi için +90 542 381 3868'i arayın.
Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması bulunmaktadır. Ancak Türkiye'de tam mükellef (vergi mukimi) sayılan bir kişinin dünya genelindeki geliri Türkiye'de vergilendirilebilir. Bu nedenle sadece Dubai'de şirket kurmak, Türkiye'deki vergi yükümlülüğünü otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Vergisel sonuç; mukimlik durumunuza, gelirin niteliğine ve kâr dağıtımına bağlıdır.
Türk vergi sisteminde, Türkiye'de yerleşik (bir takvim yılında devamlı olarak 6 aydan fazla oturan veya ikametgâhı Türkiye'de olan) kişiler tam mükellef sayılır ve tüm dünya gelirinden vergilendirilir. Yalnızca yurt dışında şirket sahibi olmak mukimliği değiştirmez. Mukimliğin fiilen değişip değişmediği somut koşullara göre değerlendirilir.
Anlaşma, aynı gelirin iki ülkede birden tam olarak vergilendirilmesini engellemeye yönelik mahsup ve istisna mekanizmaları içerir. Örneğin BAE'de ödenen belirli vergiler, koşullara göre Türkiye'deki vergiden mahsup edilebilir. Ancak anlaşmanın hangi gelir kalemine nasıl uygulanacağı teknik bir konudur ve uzman değerlendirmesi gerektirir.
Dubai şirketiniz kâr elde edip bunu Türkiye'deki bir kişiye temettü olarak dağıttığında, bu gelir Türkiye'de beyana tabi olabilir. Kârı şirkette bırakmak ile dağıtmak arasındaki fark, toplam vergi yükünü önemli ölçüde etkiler. Bu planlamanın yanlış yapılması hem cezai hem de mali risk doğurur.
BAE'de kurumsal vergi 375.000 AED üzeri kâra %9 uygulanır; kişisel gelir vergisi yoktur. Uygun serbest bölge yapılarında nitelikli gelir için %0 oran mümkün olabilir. Yine de BAE'deki avantaj, Türkiye tarafındaki mukimlik ve beyan yükümlülüğü göz ardı edilerek değerlendirilmemelidir.
Uluslararası vergi, ülke bazında farklılaşan ve sık güncellenen bir alandır. Türkiye ve BAE mevzuatını birlikte değerlendirebilecek bir uzmanla çalışmanız, hem uyum hem de optimizasyon açısından kritiktir. Kuruluş sürecinin operasyonel tarafı için Dubai mainland şirket kurulumu hizmetimizi inceleyebilirsiniz.
Önemli not: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve vergi danışmanlığı yerine geçmez. Türk vergi mevzuatı son yıllarda sık değişti; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nda 7524 ve 7555 sayılı kanunlarla yapılan değişiklikler dâhil olmak üzere güncel metni ve yürürlükteki eşikleri her zaman Gelir İdaresi Başkanlığı’nın resmî yayınlarından teyit edin veya bir yeminli mali müşavire danışın.
Türkiye’de yaşayan bir girişimcinin Dubai’de şirket kurması, tek başına Türkiye’deki vergi yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Türk vergi sisteminde belirleyici olan iki kavram var: gerçek kişiler için tam mükellefiyet, kurumlar için ise kanunî merkez ve iş merkezi. Türkiye’de yerleşik sayılan bir gerçek kişi, dünya genelindeki gelirinin tamamı üzerinden Türkiye’de beyanla yükümlüdür. Aynı şekilde, kanunî merkezi yurt dışında olsa bile iş merkezi fiilen Türkiye’de bulunan bir şirket, Türkiye’de tam mükellef kabul edilebilir.
Bu yüzden “Dubai’de şirket kurdum, artık vergi yok” cümlesi çoğu zaman hatalıdır. Doğru cümle şudur: Dubai’deki şirketin kazancı, Türkiye’deki kişisel veya kurumsal vergi durumunuzla ilişkilendirilir; bu ilişkinin nasıl kurulacağını ise ikametgâhınız, yönetim merkezinin fiilen nerede olduğu ve kazancın niteliği belirler.
İş merkezi, iş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği yer olarak tanımlanır. Vergi incelemesinde bu tespit soyut bir tartışma değildir; somut delillere bakılır. Yönetim kurulu kararlarının nerede alındığı, banka hesabına kimin talimat verdiği, sözleşmelerin nerede imzalandığı, çalışanların nerede oturduğu, sunucuların ve müşteri ilişkilerinin nerede yönetildiği gibi unsurlar değerlendirilir.
Uygulamada en riskli yapı şudur: Dubai’de kâğıt üzerinde bir şirket, tek ortak ve tek yönetici olarak Türkiye’de ikamet eden bir kişi, Dubai’de hiç çalışan yok, tüm operasyon Türkiye’den yürütülüyor. Böyle bir yapıda iş merkezinin Türkiye’de olduğu iddiası güçlüdür. Buna karşılık Dubai’de gerçek bir ofis, yerel çalışan, bölgesel müşteri portföyü ve orada alınan yönetim kararları varsa tablo tamamen değişir.
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 7. maddesi, tam mükellef gerçek kişi ve kurumların doğrudan veya dolaylı olarak kontrol ettiği yurt dışı iştiraklerin kazançlarının, dağıtılmasa bile Türkiye’de vergilendirilebilmesine imkân tanır. Kuralın devreye girmesi için kanunda birlikte aranan koşullar bulunur: belirli bir orandaki sermaye, kâr payı veya oy hakkı kontrolü; iştirak kazancının önemli bir bölümünün pasif nitelikli gelirden (faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul kıymet alım satımı) oluşması; yurt dışındaki efektif vergi yükünün kanunda belirtilen oranın altında kalması ve yıllık hasılatın belirlenen eşiği aşması.
Bu koşulların yürürlükteki oran ve tutarları zaman içinde değiştiği için, yazımızda bilinçli olarak sabit rakam vermiyoruz. Planlama yaparken kanunun güncel metnini ve ilgili genel tebliğleri esas alın. Pratik sonuç şudur: Dubai’deki şirketiniz ağırlıklı olarak pasif gelir üretiyorsa ve orada düşük efektif vergi yükü varsa, kazanç dağıtılmasa bile Türkiye’de beyan yükümlülüğü doğabilir. Buna karşılık gerçek ticari faaliyet yürüten, personel istihdam eden ve aktif gelir üreten bir yapı, KEYK kapsamına girmeme açısından çok daha savunulabilir konumdadır.
Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması yürürlüktedir. Anlaşma, aynı kazancın iki ülkede birden vergilendirilmesini engellemeyi ve hangi ülkenin hangi gelir türünde vergileme hakkına sahip olduğunu belirlemeyi amaçlar. Ticari kazançlar bakımından temel ilke, kazancın kural olarak şirketin mukim olduğu ülkede vergilendirilmesi, diğer ülkede ise ancak orada bir iş yeri (permanent establishment) bulunması hâlinde vergilendirilebilmesidir.
Anlaşmadan yararlanabilmek için mukimlik belgesi (tax residency certificate) alınması gerekir. BAE tarafında bu belge, şirketin fiilen orada faaliyet gösterdiğini destekleyen kayıtlarla birlikte talep edilir. Belge olmadan anlaşma hükümlerinin uygulanmasını beklemek gerçekçi değildir. Ayrıca anlaşmalar, iç mevzuattaki KEYK gibi kötüye kullanımı önleyici kuralları her durumda devre dışı bırakmaz; iki mevzuatın birlikte okunması gerekir.
Dubai’deki şirketin kazancını Türkiye’deki ortağına temettü olarak dağıtması hâlinde, bu gelir Türkiye’de yerleşik gerçek kişi için menkul sermaye iradı niteliğindedir ve beyan yükümlülüğü doğurabilir. Yurt dışında ödenen vergiler, anlaşma ve iç mevzuat hükümleri çerçevesinde belirli sınırlar dâhilinde mahsup edilebilir. BAE’de kurumlar vergisi 2023’ten itibaren uygulanmaya başladığı için, geçmişte “hiç vergi ödenmiyor” varsayımıyla kurulan yapıların bugün yeniden değerlendirilmesi gerekir.
Para transferi tarafında ise bankaların uyum sorgularına hazırlıklı olun. Türkiye’ye gelen yurt dışı kaynaklı transferlerde işlemin dayanağı (fatura, sözleşme, kâr dağıtım kararı) istenebilir. Belgesiz transferler hem bankacılık hem de vergi tarafında sorun yaratır.
Karar verirken şu üç soruyu netleştirin: Dubai’de fiilen ne yapılacak? Kararları kim, nerede alacak? Gelirin kaynağı hangi ülkede doğuyor? Bu üç sorunun cevabı tutarlıysa yapı sağlamdır; tutarsızsa vergi riski, sağlanan avantajın önüne geçer.
BAE tarafında kurumlar vergisi kaydı, yıllık beyan, defter tutma ve gerekiyorsa KDV beyannameleri düzenli olarak takip edilmelidir. Türkiye tarafında ise yurt dışı iştirak bilgileri, gerçek faydalanıcı bildirimleri ve gerekiyorsa KEYK beyanı gündeme gelir. İki ülkenin mali müşavirlerinin birbirinden habersiz çalışması en sık görülen hatadır; yılda en az bir kez ortak bir gözden geçirme yapılmasını öneriyoruz.
BAE’deki vergi çerçevesinin ayrıntıları için Dubai vergi sistemi yazımızı, yapı seçimi için Mainland ve serbest bölge karşılaştırmamızı, maliyet planlaması için ise Mainland maliyet dökümümüzü inceleyebilirsiniz.
Dubai, düşük vergi oranları ve güçlü bankacılık altyapısıyla Türk girişimciler için gerçek bir fırsat sunuyor. Ancak bu fırsat, yalnızca yapının gerçek olması hâlinde korunuyor. Kâğıt üzerinde kurulan şirketler, Türkiye’deki iş merkezi ve KEYK kuralları karşısında beklenen avantajı sağlamıyor. Kurulum kararını vermeden önce Türkiye tarafındaki mali müşavirinizle bir risk analizi yapın, BAE tarafında gerçek faaliyet planlayın ve mukimlik belgesi dâhil tüm belgeleri düzenli tutun.
Türkiye’de ikamet eden bir geliştirici, Avrupalı müşterilerine fatura kesmek için Dubai’de tek ortaklı bir şirket kuruyor. Dubai’de ofis yok, çalışan yok, tüm iş İstanbul’daki evden yürütülüyor. Bu yapıda iş merkezinin Türkiye’de olduğu yönünde güçlü bir tespit riski vardır. Kazanç Türkiye’de beyan edilmediğinde, inceleme hâlinde vergi aslı, gecikme faizi ve ceza gündeme gelebilir. Yapıyı savunulabilir hâle getirmenin yolu, Dubai’de gerçek bir operasyon kurmak veya kişisel ikameti fiilen BAE’ye taşımaktır.
Türkiye’de üretim yapan bir firma, Körfez bölgesindeki satışlarını yönetmek için Dubai’de bir dağıtım şirketi kuruyor; orada iki satış temsilcisi çalışıyor, depo kiralanıyor ve müşteri sözleşmeleri Dubai’de imzalanıyor. Bu yapı gerçek faaliyete dayandığı için hem iş merkezi hem de KEYK açısından çok daha güçlüdür. Burada dikkat edilecek konu, Türkiye’deki ana şirket ile Dubai’deki iştirak arasındaki fiyatlandırmanın transfer fiyatlandırması kurallarına uygun olmasıdır.
Yalnızca menkul kıymet ve gayrimenkul geliri elde etmek üzere kurulan bir Dubai şirketi, ağırlıklı olarak pasif gelir ürettiği için KEYK kuralları bakımından en hassas kategoridedir. Bu tür yapılarda kazanç dağıtılmasa dahi Türkiye’de beyan yükümlülüğü doğabilir. Kurulum öncesinde mutlaka bir yeminli mali müşavirle senaryo analizi yapılmalıdır.
Üç örnekte de ortak sonuç aynı: yapının vergi sonucunu belirleyen şey lisansın nerede alındığı değil, işin fiilen nerede yapıldığıdır. Belgelerinizi bu gerçeği yansıtacak şekilde kurgulayın ve her yıl gözden geçirin.
Dubai'de şirket kurunca Türkiye'ye vergi ödemez miyim? Hayır, bu otomatik değildir. Türkiye'de tam mükellefseniz dünya gelirinizden vergi doğabilir; durum uzman değerlendirmesi gerektirir.
Çifte vergilendirme anlaşması aynı geliri iki kez vergilendirmeyi tamamen önler mi? Anlaşma çifte vergilendirmeyi azaltmaya/önlemeye yönelik mekanizmalar sunar; uygulaması gelir türüne ve koşullara bağlıdır.
Süreç, maliyet ve gerekli belgeler konusunda size özel bir ön değerlendirme almak için uzman ekibimizle iletişime geçin. Formu doldurun, 24 saat içinde dönüş yapalım.